31 Ağustos 2019 In Saha Haberleri

Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), 30 Ağustos Dünya Zorla Kaybedilenlere Destek Günü münasebetiyle yayınladığı raporda, Esed rejiminin zorla kaybetmeyi bir silah olarak kullandığını belirtti. Suriye’de devrimin başladığı Mart 2011’den bu yana en 98 bin kişinin zorla kaybedildiğini bildirdi.

 

SNHR tarafından dün yayınlanan raporda, Mart 2011 ile Ağustos 2019 tarihleri arasındaki veriler dikkate alındı. Buna göre, Suriye’de 144 bin 899 tutuklunun kayıt dışı tutuklu kategoride olduğu kaydedildi.

 

Esed rejiminin 3 bin 507’si çocuk, 7 bin 852’si kadın olmak üzere, 128 bin 417 kişinin alıkonulmasından sorumlu olduğuna işaret edilen raporda, radikal örgütlerin ise 10 bin 721 kayıptan sorumlu olduğu ifade edildi. Bunların 8 bin 715’inin DEAŞ terör örgütü, 2 bin 006’sının ise Heyet-i Tahriru’ş Şam (HTŞ) terör örgütü tarafından alıkonulduğu aktarıldı.

 

Raporda, ayrıca, Suriye’de 2 bin 907 kişinin ise PYD tarafından alıkonulduğu ya da ortadan kaybedildiği belirtildi.

 

Esed rejiminin 83 bin kişiyi zorla kaybettiği ve bunların 931’i hakkında daha sonra bilgi verdiğinin tespit edildiğine dikkat çekilen raporda, rejim tarafından akıbetleri açıklanan kişilerin tamamının öldüğü bilgisi verildi.

 

Rapora göre, rejim tarafından zorla kaybedilenlerin yüzde 65’i hakkında herhangi bir bilgiye ulaşılmazken, bu kişiler hakkında bilgi almak isteyen yakınları da tutuklanma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Rejim ayrıca, kayıp yakınlarına akrabalarını alıkoymadığını bildiriyor.

 

Alıkoyduğu kişilere işkence uygulayan ve zorla kaybeden Esed rejimi, 2018 yılında bu uygulamalarına bir yenisini daha ekleyerek işkence altında öldürdüğü tutuklular hakkında vefat belgesi hazırlayarak bu belgeleri ailelerine göndermeye başladı. Ancak, kayıp ve tutuklu ailelerine ölüm nedenleri hakkında bilgi vermediği gibi çoğunluğunun naaşını da teslim etmedi.

 

SNHR, yayınladığı raporda son olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) Suriye’de ortadan kaybedilen 98 bin kişinin akıbetlerinin belirlenmesi için harekete geçerek olağanüstü toplantı düzenleme çağrısı yaptı.

31 Ağustos 2019 In Saha Haberleri

Avrupa-Akdeniz Gözlem Örgütü ve Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) tarafından dün yayınlanan ortak bildiride, Esed rejimine bağlı kuvvetlerin İdlib’in Maarret el-Numan beldesindeki sivil yerleşim alanlarına yönelik düzenlediği bombardımanların açıkça uluslararası kanunları çiğnediği belirtildi.

 

İki insan hakları örgütü tarafından yayınlanan bildiride, uluslararası topluma sivilleri koruma çağrısı yapılarak, şu ifadelere yer verildi;

 

“Rejim güçleri tarafından düzenlenen bombardıman geniş bir alanda yıkıma ve yangınlara sebep olmuştur. Bu da ölü sayısının artmasının önünü açmıştır. Sağlık ekipleri yıkım ve yangınlar nedeniyle acil müdahalede bulunmakta zorluk çekmiştir. Birleşmiş Milletler’in (BM), Suriye hükümeti (Esed rejimi) ve Rusya’ya, uluslararası yasaları ihlal eden bu saldırıları durdurmaları için baskı yapması zorunludur.”

 

Konuya dair açıklamalarda bulunan Avrupa-Akdeniz Gözlem Örgütü Araştırmacısı, Esed rejimi ve destekçilerinin bu saldırılarının sivillerin korunmasına ilişkin 4. Cenevre Anlaşması’na göre savaş suçu seviyesine ulaştığını ve saldırılardan sorumlu olanların yargılanması gerektiğini söyledi.

 

1949 yılında imzalanan anlaşmanın 147’inci maddesine göre, evlerin sakinlerinin başına yıkılmasına sebep olan saldırıların suç olduğuna değinen Araştırmacı, 1907 yılında yayınlanan Lahey Kara Savaşları Kanunlarının 25’inci maddesinin ise “korunaksız yerleşim birimlerindeki ev ve binaların hedef alınmasını gerekçesi ne olursa olsun yasakladığını” hatırlattı.

 

Öte yandan, ortak bildiride, BM’ye Esed rejimi ve destekçilerinin savaş suçlarını durdurma ve bombardımanlara maruz kalan bölgelerdeki sivillere yardım finansmanını hızlandırma çağrısı yapıldı.

 

Esed rejimine ait SU-24 tipi Rus yapımı savaş uçağı, geçtiğimiz Çarşamba günü, Maarret el-Numan beldesinde sivil yerleşimleri bombalamıştı. Saldırı sonucunda 6’sı çocuk, ikisi kadın 13 sivil yaşamını yitirmiş, onlarca sivil yaralanmıştı. 

31 Ağustos 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) bugün başlayan 47’inci Olağan Genel Kurul toplantısına yaralılar ve özel ihtiyaç sahiplerinden temsilcileri de davet etti.

 

Bugün başlayan Genel Kurul toplantısında katılımcılar, özel ihtiyaç sahiplerinin de SMDK Genel Kurulu’nda temsilci bulundurmasının imkanı üzerine istişareler yapıldı. Suriye toplumunun önemli bir parçası olan bu kesimin temsiliyetinin önemine vurgu yapıldı.

 

Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Sind Derneği temsilcisi Muhammed Nasru, yaralılar ve özel ihtiyaç sahiplerinin sorunlarının çözümü için koordinasyon ve yardımlaşmanın sürmesi gerektiğine işaret etti. Özellikle organ kaybı yaşayanlarının durumunun önemli olduğuna dikkat çekerek, bu tür durumlarda sınırdan giriş ve çıkışların onaylanmasının uzun zaman aldığının altını çizdi.

 

Sind Derneği’nin bir diğer temsilcisi Umeyme Hamidi ise toplantıda yaptığı konuşmada, özel ihtiyaç sahiplerinin SMDK’daki temsiliyetinin bir insan hakları kuruluşunun katılımına izin verilecek şekilde genişletilmesini istedi. “SMDK ve Suriye Geçici Hükümeti’nin hazırladığı projelerde, özel ihtiyaç sahiplerine de yer verilmesi önem taşıyor” dedi.

 

Hamidi, konuşmasında, “Esed rejimine muhalif siyasal oluşumlar içinde bizim de sesimiz olmalı. Özel ihtiyaç sahipleri ve yaralıların haklarının teminat altına alınması için Anayasa çalışmalarına katılımları da sağlanmalı” şeklinde konuştu.

 

Özel ihtiyaç sahiplerine hizmet veren Suriye Derneği temsilcisi Firas el-Favval ise toplantıda yaptığı konuşmada, “Şehitler ve tutuklulardan sonra en fazla zarar gören kesim özel ihtiyaç sahipleridir” diyerek, bu alanda çalışan derneklere destek olunması gerektiğini sözlerine ekledi. 

 

Konuşmasında, özel ihtiyaç sahiplerinin Suriye toplumu içindeki oranının yüzde 30-35 seviyesine ulaştığını belirten el-Favval, söz konusu kişilerin büyük çoğunluğunun Esed rejimi tarafından uluslararası yasalarca yasaklanmış silahlarla düzenlenen bombardımanlar sonucunda yaralandığını sözlerine ekledi. 

30 Ağustos 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Siyasi Kurulu, bugün, Suriyeli eski tutuklular ve insan hakları kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı bir çalıştay düzenledi.

 

SMDK’nın İstanbul’daki ofisinde düzenlenen çalıştayda konuşan SMDK Tutuklu ve Kayıplar Kurulu Başkanı Yasir el-Ferhan, Esed rejimi tarafından alıkonulan tutukluların akıbetlerinin belirlenmesi ve serbest bırakılmasının önemli olduğunu söyledi. Tutuklu ve kayıpların seslerini dünya kamuoyuna ulaştırmak için çalıştıklarını ifade etti.

 

Tutuklu ve kayıp dosyasının çözümünün siyasi çözüm olmadan zor olduğunu dile getiren Ferhan, Esed rejiminin kan dökmeye alıştığını belirterek, “Suçluluk psikolojisi, suç işleyenleri daha fazla suç işlemeye itiyor” şeklinde konuştu. Esed rejimine bağlı kuvvetlerin hala insanları zorla kaybettiklerini sözlerine ekledi.

 

Öte yandan, çalıştayda eski tutukluların tanıkları dinlendi. Esed rejimine ait hapishanelerde vahşi işkenceler işlendiğini dile getiren eski tutuklular, Suriye’deki tutuklu ve kayıplarının durumunun öncelik arz ettiğini vurguladı.

 

Çalıştay sonunda katılımcılar, uluslararası topluma Suriye’deki kurbanların sınıflandırılması, sorumluların hesap vermekten kaçmasının engellenmesi ve Esed rejimi hapishanelerinde kendilerinden haber alınamayan tutukluların akıbetlerinin belirlenmesine ilişkin teklifler içeren mektuplar gönderilmesi üzerinde anlaştı.

 

Katılımcılar tarafından uluslararası toplumun etkin taraflarına gönderilecek mektuplarda, başta Cenevre bildirgesi ve 2254 sayılı karar olmak üzere, uluslararası kararların siyasi çözümün en önemli parçası olarak nitelediği tutuklu ve kayıplar dosyasının Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) taşınması talep edilecek.

30 Ağustos 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Siyasi Kurulu Sekreteri Riyad el-Hasan, Suriye’de siyasi çözüm sürecinin aktifleştirilmesinin “doğru yönde atılmış bir adım” olacağını söyledi. Ancak ateşkes, sivillere insani yardım ve tutukluların serbest bırakılmasını ön gören Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından alınmış 2254 sayılı kararın uygulanması gerektiğini vurguladı.

 

El-Hasan, bugün yaptığı özel açıklamada, Esed rejimi ve destekçilerinin İdlib gerginliği azaltma bölgesine yönelik saldırılarına devam etmesinin siyasi çözümü anlamsızlaştırdığını dile getirdi. “Saldırılar devam ettikçe siyasi çözüm süreci de yıllardır olduğu gibi çıkmaz sokağa girecektir. Esed rejimi, Cenevre’de siyasi sürecin ilerlemesini engellemiş, askeri çözümü tercih etmiştir” dedi.

 

Cenevre bildirgesi ve 2254 sayılı kararın “ateşkes ile siyasi çözümün başlamasının birbiri ile bağlantılı olduğunu” belirttiğine işaret eden el-Hasan, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) bu maddelerin uygulanmasını talep ettiğini sözlerine ekledi.

 

Açıklamasında, BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in dünkü BMGK toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa Komitesi’nden bahsettiğini ve komitenin göreve başlamasıyla birlikte ateşkesin yürürlüğe girmesi gerektiğini vurgulayan el-Hasan, ateşkesin bu anlamda güven inşa edeceğinin altını çizdi.

 

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Anayasa Komitesi konusundaki anlaşmazlıkların artık basit konular olduğunu belirterek, komitenin Eylül sonuna kadar çalışmalarına başlayacağını tahmin ettiğini bildirmişti.

 

Konuşmasında, Anayasa Komitesi’nin biri rejim diğeri muhalefet tarafından olmak üzere iki başkanının olması konusunda uzlaşıya varıldığını ifade eden Pedersen, komitenin sahada değişiklik gerçekleştirmesi ve tutuklu ve kayıplar konusunun çözümüne somut etkiler yapması gerektiğinin altını çizmişti.

30 Ağustos 2019 In Siyasi Haberler

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mark Lowcock, dün (Perşembe), BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) yaptığı konuşmada, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib gerginliği azaltma bölgesinde çok sayıda kasaba ve beldenin neredeyse tamamen yıkıldığını söyledi.

 

Lowcock, söz konusu kasaba ve beldelere sadece Türkiye sınırından ulaşılabildiğine işaret ettiği konuşmasında, “Bu durumun hiçbir sebebi ya da bahanesi olamaz” dedi.

 

BMGK, dün gerçekleştirdiği toplantıda, Suriye’deki insani duruma dair raporları dinledi. BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in siyasi arabuluculuk yapma imkanını tartıştı.

 

Batılı diplomatların verdiği bilgilere göre, İdlib’de bir ateşkes ilan edilmesi konusunda tartışmalar yaşanırken, ateşkes önerisi Kuveyt, Almanya ve Belçika’dan geldi.

 

Üç ülke tarafından BMGK’ya sunulan ateşkes ön gören karar tasarısı, İdlib’deki sağlık noktalarına yönelik saldırıların durdurulmasını ve etkin uluslararası güçlerin sivilleri korumak için duruma müdahale etmesini de ön görüyor.

 

Öte yandan, BM tarafından daha önce defalarca ateşkes çağrısı yapılmasına rağmen Esed rejimi ve Rusya’ya bağlı kuvvetler, İdlib’deki sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını sürdürüyor. 

 

BM Sözcüsü Stephen Dujarric, geçtiğimiz Pazartesi günü, rejim ve Rus saldırıların yoğunlaşması üzerine İdlib gerginliği azaltma anlaşmasının uygulanması çağrısı yapmıştı.

 

Suriye Yardım Koordinasyon Birliği’nin (ACU), önceki gün yayınladığı raporda, Esed rejimi ve Rusya’ya bağlı kuvvetlerin 1 Mart-24 Ağustos tarihleri arasında, İdlib’deki 34 sağlık noktası, 32 okul, 26 cami, 10 mülteci kampı, 9 ekmek fırını, 14 halk pazarı ve 17 sivil savunma merkezini ve arama kurtarma çalışmaları yapan sivil savunma gönüllülerini bombaladığı kaydedilmişti.

 

Rejim ve Rusya’nın 24 Ağustos’a kadar düzenlediği saldırılar sonucunda, bin 166 sivilin yaşamını yitirdiğine işaret edilen raporda, bunların 262’sinin çocuk, 180’nin kadın olduğu aktarılmıştı.

30 Ağustos 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), bugün, 30 Ağustos Dünya Zorla Kaybedilenler Günü münasebetiyle bir açıklama yayınladı. Uluslararası toplumun, Esed rejimi ve destekçilerinin Suriye’de işlediği dehşet verici insan hakları ihlalleri karşısındaki pasifliğini kınadı.

 

Açıklamada, Esed rejiminin Suriye halkının kalbine korku salmak ve devrimini sürdürmesini engellemek için katliam, tehcir, tutuklama ve işkencenin yanında zorla kaybetmeyi de yöntem olarak benimsediğine vurgu yapıldı. Bu suçların başta zayıf kadın, çocuk ve yaşlılar olmak üzere Suriye halkının bütün kesimlerine karşı uygulandığı kaydedildi.

 

İnsan hakları kuruluşlarının kayıtlarına göre, Esed rejimi tarafından zorla kaybedilenlerin sayısının 85 bine ulaştığına işaret edilen açıklamada, “Her ay kayıplara yenileri eklenmektedir. Yalnızca geçtiğimiz Temmuz ayında, 400’ü aşkın zorla kaybetme vakası kayıt altına alınmıştır. Bu kayıpların arasında Suriye’ye döndükten sonra Esed rejimi tarafından tutuklanan mülteciler de bulunmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

 

Esed rejiminin işlediği suçların asrın en vahşi suçları seviyesine ulaştığına değinilen açıklamada, şu cümlelere yer verildi;

 

“Bu durum Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) olarak, bizleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) konuya ilişkin aldığı başta 2042, 2043 ve 2139 sayılı kararlar olmak üzere bütün kararlarının uygulanmasını takip etmesi gerektiğini hatırlatmaya itmektedir. Bu kapsamda, zorla kaybedilenlerin dehşet verici şartlar altında tutulduğunun altını çizmek istiyoruz.”

 

Açıklamada, uluslararası zorla kaybedilmekten koruma anlaşmasının 1,2 ve 5’inci maddelerinin, zorla kaybetme uygulamasını insanlık karşıtı suç olarak nitelendirdiği ve bu konuda hiçbir bahanenin geçerli saymadığı anımsatıldı.

 

Açıklama, şu ifadelerle sonlandırıldı;

 

“Etkin ülkeler, bu suçların engellenmesi konusunda sorumluluk yüklenmeli ve suçluları Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) sevk etme noktasında sağlam adımlar atmalıdır. Bu kapsamda, Suriye’de 2011 yılından bu yana işlenen bu tür tüm suçların sorumlularını takip altına almalı ve yargılamalıdır.”

30 Ağustos 2019 In Basın bildirisi

Basın Açıklaması

 

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) 

 

Basın Bürosu

 

30 Ağustos 2019 Cuma 

 

Dünya kayıplar gününde, uluslararası toplum kayıpların sürmesini seçiyor

 

Esed rejimi, Suriye halkının kalbine korku salmak ve devrimini sürdürmesini engellemek için katliam, tehcir, tutuklama ve işkencenin yanında zorla kaybetmeyi de yöntem olarak benimsemiştir. Bu suçlar, başta zayıf kadın, çocuk ve yaşlılar olmak üzere Suriye halkının bütün kesimlerine karşı uygulanmıştır. 

 

İnsan hakları kuruluşlarının kayıtlarına göre, Esed rejimi tarafından zorla kaybedilenlerin sayısı 85 bine ulaşmıştır. Her ay kayıplara yenileri eklenmektedir. Yalnızca geçtiğimiz Temmuz ayında, 400’ü aşkın zorla kaybetme vakası kayıt altına alınmıştır. Bu kayıpların arasında Suriye’ye döndükten sonra Esed rejimi tarafından tutuklanan mülteciler de bulunmaktadır.

 

Esed rejiminin işlediği suçlar, asrın en vahşi suçları seviyesine ulaşmıştır. Bu durum Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) bizleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) konuya ilişkin aldığı başta 2042, 2043 ve 2139 sayılı kararlar olmak üzere bütün kararlarının uygulanmasını takip etmesi gerektiğini hatırlatmaya itmektedir. Bu kapsamda, zorla kaybedilenlerin dehşet verici şartlar altında tutulduğunun altını çizmek istiyoruz. 

 

SMDK olarak, uluslararası zorla kaybedilmekten koruma anlaşmasının 1,2 ve 5’inci maddelerinin, zorla kaybetme uygulamasını insanlık karşıtı suç olarak nitelendirdiğini ve bu konuda hiçbir bahaneyi geçerli saymadığını anımsatıyoruz.

 

Uluslararası toplumun, Esed rejimi ve destekçilerinin Suriye’de işlediği dehşet verici insan hakları ihlalleri karşısındaki pasifliğini kınıyoruz. Etkin ülkeler, bu suçların engellenmesi konusunda sorumluluk yüklenmeli ve suçluları Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) sevk etme noktasında sağlam adımlar atmalıdır. Bu kapsamda, Suriye’de 2011 yılından bu yana işlenen bu tür tüm suçların sorumlularını takip altına almalı ve yargılamalıdır. 

29 Ağustos 2019 In Saha Haberleri

Suriye-Filistin Çalışma Grubu, bugün resmi internet sitesinde yayınladığı raporda, Suriye devriminin başladığı Mart 2011 ile Haziran 2019 arasında, bin 180 Filistinli mültecinin tutuklandığını bildirdi.

 

Raporda, başkent Şam yakınlarındaki Han el-Şeyh mülteci kampından 248, Humus’taki el-Aidin kampından 237 ve Şam yakınlarındaki Yermük mülteci kampından 243 Filistinli mültecinin Esed rejimi ve bağlı militanlar tarafından tutuklandığı ifade edildi.

 

Raporda, ayrıca, rejim güçlerinin Halep’teki Neyrab kampından 98, Lazkiye’deki el-Reml kampından 83, Hama’daki el-Aidin kampından 53 ve Dera’daki Filistin mülteci kampından 42 mülteciyi tutukladığı kaydedildi.

 

Suriye genelindeki birçok kamptan da onlarca Filistinli mültecinin tutuklandığına işaret edilen raporda, Esed rejimine bağlı güvenlik birimlerinin söz konusu tutukluların akıbetine dair bilgi vermediği, tutuklu ailelerinin de korkmaları nedeniyle konuşmadığı belirtildi.

 

Öte yandan, Suriye-Filistin Çalışma Grubu’na bağlı Gözlem ve Kayıt Ekibi, geçtiğimiz Temmuz ayında yayınladığı raporda, Suriye devriminin başladığı Mart 2011 ile Haziran 2019 tarihleri arasında, 3 bin 987 Filistinli mültecinin bombardıman, kuşatma ve işkence sonucunda öldüğünü bildirmişti.

29 Ağustos 2019 In Saha Haberleri

Rusya’ya ait savaş uçakları, dün (Çarşamba), İdlib’in el-Gadfa beldesinde bulunan Meyser el-Hamdo hastanesini vurdu. Bombardımanda iki sivil yaralanırken, hastane enkaza dönüştü.

 

Rus savaş uçakları, geçtiğimiz hafta da, İdlib’in Tilimnes beldesindeki bir hastaneyi bombalayarak, kullanılamaz hale getirmişti.

 

Aktivistlerin verdiği bilgiye göre, dün, Meyser el-Hamdo hastanesini hedef alan bombardımanda, 2 hastane çalışanı yaralandı. Enkaza dönüşen hastane, bölgede yaşayan on binlerce sivile hizmet veriyordu.

 

Yerel haber ağlarından Beledy News’te yer alan bilgiye göre, el-Gadfa beldesinin batı mahallesinde yer alan hastaneye yönelik saldırı, dün, saat 10.35 sularında gerçekleşti.

 

İdlib’in Maarret el-Numan beldesi çevresindeki bütün kasaba ve köylerden hastalara hizmet veren Meyser el-Hamdo hastanesi, toplamda 500 bin sivilin tedavisiiçin kullanılıyordu. Hastane, genel cerrahinin yanı sıra, kadın ve çocuk hastalıkları alanında da hizmet veriyordu.

 

Esed rejimi ve Rusya’nın, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib gerginliği azaltma bölgesine yönelik 4 aydır sürdürdüğü saldırılar sonucunda yıkılan hastane sayısının 35’e yükseldiği ifade ediliyor. 

Sayfa 1 / 9
Home haberler Koalisyon Haberleri Items filtered by date: Ağustos 2019