30 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), Esed rejiminin Vakıflar Bakanı tarafından ortaya atılan “Suudi Arabistan Krallığı’nın Suriyelileri hac vazifelerini yerine getirmekten men ettiği” iddialarını yalanladı.

 

SMDK tarafından konuya ilişkin bugün yayınlanan yazılı basın açıklamasında, Suudi Arabistan Krallığı’nın Suriyeli hacılara kutsal vazifelerini yerine getirmeleri için her türlü kolaylığı sağladığının altını çizildi. 

 

Açıklamada, “SMDK Yüksek Hac Komitesi, 7 yıldır her hac mevsiminde hac vazifesini yerine getiren Suriyeli hacıların ihtiyaçlarını Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı ile koordineli çalışmak suretiyle gidermeye devam etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

 

SMDK Yüksek Hac Komitesi ve Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı arasında, 1440 hicri, 2019 miladi yılında Suriyelilerin hac kontenjanı için imzalanan anlaşmada, Suriye’ye ayrılan kontenjan 22 bin 500’e çıkarıldığına işaret edilen açıklamada, “Bu sayının Allah’ın izniyle gelecek yıllarda artması beklenmektedir” cümlelerine yer verildi.

 

Açıklama, şu ifadelerle sonlandırıldı;

 

“Son yıllarda her zaman olduğu gibi bu yılda, SMDK Hac Komitesi, hiçbir ayrım gözetmeksizin Suriye’nin tamamındaki hacı adaylarına hizmet ulaştırmayı hedeflemektedir. Suriye halkının bütün evlatları adına Suudi Arabistan Kralı Hâdimu’l Harameyn ve Suudi Arabistan hükümetine, başta Suriyeli hacılara olmak üzere Beytullah’ın bütün ziyaretçilerine sağladıkları hizmetlerden dolayı teşekkür ederiz.”

 

SMDK Yüksek Hac Komitesi, Mart ayında yayınladığı açıklamada, ofisleri aracılığıyla Suriyelilerin hac başvurularını kabul etmeye başladığını bildirmişti.

29 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Abdurrahman Mustafa, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) tarafından, Esed rejimi ve Rusya’nın Suriye’de işlenen katliamlara dair yayınlanan raporun oldukça önemli olduğunu söyledi.

 

Mustafa, konuya dair twitter hesabı aracılığıyla yayınladı açıklamada, Amnesty tarafından yayınlanan raporun, uluslararası güçlerin önüne konulması gerektiğine dikkat çekti.

 

Açıklamasında, Esed rejimi ve Rusya’nın sivilleri doğrudan hedef aldığına değinen Mustafa, şu ifadeleri kullandı;

 

“Uluslararası Af Örgütü’nün ulaştığı veriler, bizim iyi bildiğimiz bir gerçekleri özetlemiştir. Rejim, Suriyelilerle savaşında, savaş hukukunu ihlal ederek, sivilleri hedef alma stratejisi takip ediyor. Zira onlar bu yaşananlarının failleri ve destekçilerini durdurma ve hesap sorma kudretine sahip olan taraf olarak, durdurma sorumluluğu taşımaktadır.”

 

Amnesty tarafından önceki gün yayınlanan raporda, Esed rejimi ve Rusya’nın Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinde sivil yerleşim alanlarına yönelik bombardımanlar düzenlediğine dair medyada yer alan haberlerin tamamını doğrulamıştı. 

 

Konuya dair uydu aracılığıyla çekilmiş video ve fotoğraflara yer verilen raporda, saldırıların doğrudan doğruya sivilleri hedef aldığına işaret edilerek, rejim güçlerinin İdlib’in çeşitli bölgelerinde hastane ve kan bankaları gibi sağlık tesislerinin yanı sıra, okulları da hedef aldığı bildirilmişti.

28 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty), Esed rejimi ve Rusya’nın Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinde sivil yerleşim alanlarına yönelik bombardımanlar düzenlediğine dair medyada yer alan haberlerin tamamını doğruladı. Konuya dair uydu aracılığıyla çekilmiş video ve fotoğraflar yayınladı.

 

Amnesty tarafından dün yayınlanan raporda, saldırıların doğrudan doğruya sivilleri hedef aldığına işaret edilerek, rejim güçlerinin İdlib’in çeşitli bölgelerinde hastane ve kan bankaları gibi sağlık tesislerinin yanı sıra, okulları da hedef aldığı bildirildi.

 

Esed rejimi ve Rusya’ya bağlık kuvvetler İdlib’e yönelik saldırılar düzenlerken, çok sayıda beldenin afet bölgesi ilan edildiği aktarılıyor.

 

Amnesty, raporunda, İdlib’de de Halep, Doğu Guta ve Dera’da yaşanan senaryonun tekrarlanmaması uyarısında bulunarak, rejim güçlerin İdlib’de söz konusu bölgelerde gerçekleştirdiği saldırılara benzer saldırılar düzenlediğini vurguladı.

 

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) ise daha önce yayınladığı açıklamada, rejim ve Rus saldırılarını “savaş suçu” olarak niteleyerek, uluslararası topluma bombardımanlara seyirci kalmama çağrısı yapmıştı.

 

Açıklamada, rejim ve Rusya’nın İdlib’e yönelik saldırılarını kınayan SMDK, uluslararası toplumdan İdlib anlaşmasını ve ateşkesi korumasını talep etmişti. 

27 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

ABD Başkanı Donald Trump’ın işgal edilmiş Golan Tepeleri üzerinde İsrail egemenliğini tanıyan kararı imzalaması, uluslararası toplum tarafından tepkiyle karşılandı.

 

Konuya dair bir açıklama yapan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın brifinginde, ABD Başkanı Donald Trump'ın Golan Tepeleri üzerinde İsrail'in egemenliğini tanıyan başkanlık kararına ilişkin açıklamada bulundu. 

 

Sözcü Dujarric, ''Golan Tepeleri'nin statüsü değişmedi ve BM'nin Golan politikası Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarında belirtiliyor.'' ifadesini kullandı. 

 

Mogherini: “Kararı tanımıyoruz”

 

Karara tepki gösteren Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, AB'nin, İsrail'in işgali altında olan Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanımadığını bildirdi.

 

Mogherini, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Golan Tepeleri üzerinde İsrail'in egemenliğini ABD'nin resmen tanıdığını" ilan eden başkanlık kararını imzalamasının ardından, AB üyesi 28 ülke adına yazılı açıklama yaparak, "AB'nin Golan Tepeleri'nin statüsüne ilişkin tutumu değişmedi." vurgusunda bulundu. 

 

Mogherini, AB'nin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 242 ve 497 sayılı kararları uyarınca İsrail'in işgali altında olan Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanımadığının altını çizdi.

 

Arap Birliği’nden kınama

 

Karara bir tepki de Arap Birliği’nden geldi. Birlik, yayınladığı yazılı basın açıklamasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Golan Tepeleri'ne ilişkin kararını kınadı.

 

Açıklamada, "ABD'nin Golan Tepeleri üzerinde İsrail'in egemenliğini tanıması Washington yönetiminin uluslararası hukukun dışına çıktığının göstergesidir. Arap Birliği, kararı en sert ifadelerle kınamaktadır. Söz konusu karar şekil ve konu bakımından geçersizdir, batıldır." ifadelerine yer verildi. 

 

Trump'ın kararının Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğinin vurgulandığı açıklamada, Arap Birliği'nin kati ve tek vücut halindeki tutumunun ay sonunda Tunus'ta yapılacak zirveye yansıyacağı kaydedildi.

 

Açıklama şu ifadeler kullanıldı:

 

"Arap ülkeleri bu tür üslup ve yaklaşımı reddetmektedir. İşgal bir suç ise onu meşrulaştırmak da en az işgal kadar tehlikelidir. Güçlü olmak haklı olmak değildir. Uluslararası yasalar, statüsü ne olursa olsun sadece bir devlet tarafından konulamaz. İşgal ne kadar kısa veya uzun olursa olsun katiyen meşru olamaz."

 

SMDK, kararı kınamıştı

 

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) ise daha önce yayınladığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı olarak tanıyarak, işgale meşruiyet devşirme çabalarını kınamıştı. 

 

Açıklamada, “Herhangi bir tarafın Golan Tepeleri’ndeki İsrail işgaline meşruiyet vermeyi düşünmesinin uluslararası kararlara aykırı olduğu ve bölgede orman kanunlarını geçerli saymış kabul edileceği” belirtilmişti.

 

SMDK tarafından bugün yayınlanan yazılı basın açıklamasında, Trump’ın Golan’ı İsrail toprağı olarak kabul etmesinin başta Birleşmiş Milletler’in (BM) 1981/497 sayılı kararı olmak üzere bütün uluslararası kararları ve BM Genel Kurulu’nun Golan Tepeleri’ne ilişkin 2018 yılında aldığı kararı hiçe saymak anlamına geleceği kaydedilmişti.

 

Trump’ın Golan’a ilişkin aldığı kararın kınandığına işaret edilen açıklamada, “Hiçbir şekilde kabul edilmemesi mümkün olmayan böyle bir hareket, bölgede yeni çatışmalara ve uluslararası esasların çiğnenmesine kapı aralamakla birlikte, BM’nin başta askeri güçle başka ülkelerin topraklarını işgal etmeyi reddeden ilkesi olmak üzere bütün ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir” denilmişti. 

26 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Abdurrahman Mustafa, Anadolu Ajansı’na (AA) verdiği röportajda, ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıma konusunda yaptığı açıklamayı değerlendirdi.

 

Röportajda, Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğunun altını çizen Mustafa, Trump’ın bu husustaki açıklamalarının olumsuz sonuçlarına dair uyarılarda bulundu.

 

Mustafa, AA muhabirine verdiği röportajda, şunları söyledi;

 

“Suriye’nin toprak bütünlüğü ve barışının korunması gerektiğini her zaman söyledik. Golan Tepeleri de Suriye’nin bir parçasıdır. Golan, İsrail tarafından işgal edilmiş Suriye toprağıdır. Bu hususta açık uluslararası kararlar vardır.”

 

ABD Başkanı’nın Golan Tepeleri’nde İsrail hakimiyetini tanımasının uluslararası kararları çiğnediğini belirten Mustafa, “Suriye’nin bütün toprakları üzerindeki egemenliğini koruyacağız” dedi.

 

Trump’ın Golan kararının bölgede istikrar sağlanmasına katkı sunmayacağı gibi kaosun sürmesine neden olacağını ifade eden Mustafa, “Bu karardan dönmeleri gerekiyor. Çünkü karar açıkça uluslararası kanunlara aykırıdır” şeklinde konuştu.

 

SMDK Başkanının açıklamaları, Trump’ın İsrail tarafından 1967 yılında işgal edilen Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıyan kararnameyi imzalamasının ardından geldi.

 

Öte yandan, Trump’ın Golan adımına uluslararası toplumdan da tepki geliyor. Karara tepki gösterenler arasında, İngiltere ve Türkiye’nin yanı sıra, Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü, Avrupa Birliği (AB), Arap ülkeleri ve Arap Birliği de yer alıyor.

25 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Siyasi Kurulu Sekreteri Riyad el-Hasan, Lübnan’da son dönemlerde Suriyeli mültecilere karşı sistematik bir kışkırtma furyası başladığını söyledi. Bu furyaya Maruni Patriği Beşşara Beatrice el-Rai’nin de katıldığına işaret etti.

 

El-Hasan, konuya dair bugün yaptığı özel açıklamada, Lübnanlı üst düzey yetkililerin ülkelerindeki Suriyelilere mülteci statüsü vermemekte ısrar ettiklerini ifade etti. Bu ısrarın sebebinin uluslararası kanunlar ve anlaşmalarla belirlenen yasal sorumluluklardan kaçma çabası olduğunu vurguladı.

 

Açıklamasında, SMDK’nın 2254 sayılı uluslararası kararın uygulanması konusunda ısrarcı olduğunu dile getiren el-Hasan, söz konusu kanunun Suriye krizinin ancak 30 Haziran 2012 tarihli Cenevre bildirgesi çerçevesindeki bir siyasi süreçle çözülebileceğini ön gördüğünün altını çizdi.

 

2254 sayılı uluslararası kararın siyasi çözümün temeli olduğuna dikkat çeken el-Hasan, “2254 sayılı kararın 14’üncü maddesi, Suriye içinde ve dışında bulunan mültecilerin evlerine geri dönmesi için şartların uygun hale getirilmesini ve mültecilerin gönüllü olarak dönmesini gerektirdiğini” sözlerine ekledi.

 

El-Hasan, mültecilerin dönmek zorunda bırakılması halinde kendilerini tehlikelerin beklediğini ve bu tehlikelerin rejim militanların intikam faaliyetleri ve tutuklama operasyonları olduğunu belirttiği açıklamasında, “Mevcut durumda mültecilerin 10 kanun ve askerlik kanunun ilgası ile resmi belge sağlanması ve göç ettikleri yerlerin yeniden yaşanabilir hale getirilmesi gibi şartlar yerine getirilmeksizin geri gönderilemez” şeklinde konuştu.

 

Lübnanlı eski Bakan Muin el-Merabi’nin, Suriye’ye geri gönderilen çok sayıda mültecinin rejime bağlı militanlar tarafından öldürüldüğünü söylediğini hatırlatan el-Hasan, “Bu suçların sorumluluğunu Lübnan hükümeti de taşıyor” ifadelerini kullandı.

 

El-Hasan, uluslararası mülteci sözleşmesini imzalamayan Lübnan gibi ülkelerin, mültecilerin zorunlu olarak geri gönderilmesi halinde karşılaşacakları tehlikelerin giderilmesini ön gören uluslararası insani kanunlara uyması gerektiğini dile getirdiği açıklamasında, geri gönderilen Suriyeli mültecilerin zarar görmeleri halinde Lübnan’daki yetkili mercilerin de bundan sorumlu olacağının altını çizdi.

 

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, “Suriye’deki siyasi çözüm süreci ile mülteciler meselesinin birbirinden ayrılması gerekiyor. Bu iki durumun birbiriyle bağlantılı kabul edilmesi Lübnan için tehlike arz ediyor” demişti.

 

Maruni Patriği Beşşara Beatrice el-Rai de, Avn’ın açıklamasını destekleyerek, benzer bir açıklamada bulunmuştu. 

22 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), dün, İstanbul’daki merkezinde Suriye devriminin sekizinci yıldönümü münasebetiyle bir program düzenledi. Programa, aktivistler, gazeteciler, hukukçular, İstanbul’da bulunan Suriyeliler ve SMDK Siyasi ve Başkanlık kurulu üyeleri katıldı.

 

Programda, Suriye devriminin kritik eşiklerine dair bir sunum gerçekleştirilirken, bir belgesel film gösterimi yapıldı. Ayrıca, Esed rejiminin Suriye’de işlediği savaş suçlarına dair posterler sergilendi.

 

SMDK Başkanı Abdurrahman Mustafa, programda gerçekleştirdiği konuşmada, Suriye devriminin ilkelerine bağlılığını yineledi. Suriye halkının büyük çoğunluğunun devrimi desteklediğini ve birlikte, vatandaşlarına eşit mesafede duran bir devletin gölgesinde yaşamak istediğini söyledi.

 

Konuşmasında, “Sorumluluklarımız bize Suriyelilerin taleplerini başarılı bir siyasi geçiş süreciyle gerçekleştirme görevini yüklüyor” diyen Mustafa, SMDK’nın başta 2254 sayılı uluslararası karar ve Cenevre bildirgesi olmak üzere Suriye’ye ilişkin bütün uluslararası kararların uygulanması ve bu kararlar çerçevesinde kapsamlı bir siyasi süreç işletilmesinde ısrarcı olduğunu vurguladı.

 

Mustafa, uluslararası topluma savaş suçlularından hesap sorma dosyasını işletme ve rejim yetkililerinin hesap vermekten kaçmasını engelleme çağrısı yaptığı konuşmasında, savaç suçlusu Esed rejimi yetkilileri hakkında tutuklama kararı çıkaran Avrupa ülkelerine de teşekkür etti.

 

SMDK’nın gelecek Nisan ayında, merkezini Suriye içine taşıma kararı aldığını söyleyen Mustafa, Suriye Geçici Hükümeti’nin (SGH) yeniden yapılandırılarak daha geniş yelpazede çalışma gerçekleştirilmesi için bir takım reformlar yapılmasıyla eş zamanlı hayata geçirilecek olan bu kararın

Suriye’deki devrim sürecine olumlu yansıyacağını ifade etti.

 

Programda bir konuşma gerçekleştiren SMDK Genel Sekreteri Nezir Hakim ise “Suriye devriminin ve halkın direnişinin başlangıç günü olan bugün Suriye halkının gönlünde değerli bir yere sahiptir. Suriye halkının on yıllarca süren mücadelesinin taçlandırılmasıdır” şeklinde konuştu. 

22 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Yerel haber ağları, PYD ve DEAŞ terör örgütleri arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı Suriye’nin doğusundaki Deyr-i Zor ilinin Bağuz beldesinden dehşet veren görüntüler yayınlıyor.

 

Söz konusu haber ağları tarafından yayınlanan görüntülerde, sivillere ait üst üste yığılmış cesetler görülürken, Anadolu Ajansı’nın (AA) verdiği bilgiye göre, söz konusu cesetler arasında DEAŞ militanlarının yanı sıra, çok sayıda sivil de bulunuyor.

 

AA, haberinde ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon Güçleri tarafından hava desteği sağlanan operasyonlarda, kuşatma altında kalan beldeye yönelik uluslararası kanunlarca yasaklanmış fosfor ve napalm gibi bombaların da kullanıldığı iddialarının yüksek olduğuna işaret etti. 

 

Öte yandan, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), sivillere yönelik katliamı kınadı. Bağuz beldesinde bulunan kadın ve sivillerin akıbetlerinden kaygı duyduğunu açıkladı.

 

SMDK tarafından konuya ilişkin olarak bugün yayınlanan yazılı basın açıklamasında, “Bölgede bulunan sivillere yönelik saldırı ve katliamları kınamakla birlikte, başta kadın ve çocuklar olmak üzere Bağuz beldesindeki bütün sivillerin korunması ve ihtiyaçlarının giderilmesini talep ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

 

Açıklamada, bölgeden gelen raporların devam eden çatışmalar nedeniyle sivillerin büyük bir tehlike altında olduğunu, gıda ve sağlık maddelerine ulaşamadıklarını ifade ettiğine dikkat çekildi. 

 

Açıklama, şu ifadelerle sonlandırıldı;

 

“SMDK olarak, daha önce olduğu gibi Suriye’deki çatışmaların bedelinin sivillere ödettirilmemesi ve ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’un artık sivillerin hayatlarını hiçe sayan saldırıların sorumluluğundan sıyrılamayacağını bir kez daha vurguluyoruz.”

22 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı olarak tanıyarak, işgale meşruiyet devşirme çabalarını kınadı. “Herhangi bir tarafın Golan Tepeleri’ndeki İsrail işgaline meşruiyet vermeyi düşünmesinin uluslararası kararlara aykırı olduğunu ve bölgede orman kanunlarını geçerli saymış kabul edileceğini” belirtti.

 

SMDK tarafından bugün yayınlanan yazılı basın açıklamasında, Trump’ın Golan’ı İsrail toprağı olarak kabul etmesinin başta Birleşmiş Milletler’in (BM) 1981/497 sayılı kararı olmak üzere bütün uluslararası kararları ve BM Genel Kurulu’nun Golan Tepeleri’ne ilişkin 2018 yılında aldığı kararı hiçe saymak anlamına geleceği kaydedildi.

 

Trump’ın Golan’a ilişkin aldığı kararın kınandığına işaret edilen açıklamada, “Hiçbir şekilde kabul edilmemesi mümkün olmayan böyle bir hareket, bölgede yeni çatışmalara ve uluslararası esasların çiğnenmesine kapı aralamakla birlikte, BM’nin başta askeri güçle başka ülkelerin topraklarını işgal etmeyi reddeden ilkesi olmak üzere bütün ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir” denildi. 

 

Halkların uluslararası kanunlarca belirlenen haklarının seçim planlarına ve siyasi oyunlara alet edilemeyeceğine vurgu yapılan açıklamada, “İşgali meşrulaştıracak bir adım kanunların hüküm sürmediği bir dünyaya kapı aralayacaktır. Bu durum, hakkı çiğnenmiş ve sürgün edilmiş mazlum insanların haklarını kanun temelinde aramalarına imkan bırakmayacak ve bölgedeki kaos ateşini körükleyecektir” ifadeleri kullanıldı.

 

Açıklama, şu ifadelerle sonlandırıldı;

 

“SMDK olarak, uluslararası toplumu Suriye topraklarının bütünlüğüne kasteden böylesi bir adıma sessiz kalmaması yönünde uyarıyoruz. Böylesi bir adımın bölgenin geleceğini, barış çabalarını ve uluslararası sistemi olumsuz etkileyeceğini belirterek, halkların artık BM’nin kararlarını uygulayamamasına ve hak sahiplerine haklarını iade edecek bir mekanizma üretememesine daha fazla tahammül etmeyeceğini vurgulamak istiyoruz.”

20 Mart 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Müzakere Heyeti (SMH), Humus kentini ziyaret eden Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’i eleştirdi. Pedersen’in asıl görevinin taraflar arasında uzlaşıyı bulmak ve Esed rejimini müzakere masasına oturtmak olduğuna vurgu yaptı.

 

Konuya ilişkin SMH’nın resmi twitter hesabı aracılığıyla yayınlanan açıklamada, “Sayın Pedersen, Esed rejimi ve destekçilerinin yıktığı Humus’u ziyaret etmekle övünmek yerine asıl işi olan tarafları uzlaştırmak ve Esed rejimini Cenevre’ye giderek müzakere masasına oturtma işine yoğunlaşmalı” ifadelerine yer verildi.

 

Pedersen’in Humus’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin bir açıklama yapan SMH üyesi İbrahim el-Cebbari ise, “BM Özel Temsilcisinin rejim tarafından yakılıp yıkılan Humus kentini ziyaret etmesi yine rejim tarafından evlerinden sürülen Suriyelilerin duygularıyla oynamaktır. Rejim güçlerinin bombardımanlarla yıktığı Humus’ta yaşama dair hiçbir emare yoktur” cümlelerini kullandı.

 

Cebbari, kişisel twitter hesabı aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Sayın Pedersen Esed rejiminin BM kurumları tarafından Suriye halkına gönderilen insani yardımlara el koyarak bu yardımları kendisine bağlı militanlara dağıttığını biliyor mu?” diye sordu.

 

Cebbari, açıklamasını, “Pedersen, Esed rejimi tarafından Suriye içinde ve dışında tehcir edilen mültecilerin kalmak zorunda kaldığı mülteci kamplarına da ziyaret gerçekleştirmeyi kendisine görev ediniyor mu?” sorusuyla noktaladı.

 

Geçtiğimiz Ocak ayında BM Suriye Özel Temsilciliği görevine getirilen Geir Pedersen, göreve geldiğinden beri yaptığı ikinci resmi Suriye ziyaretini, dün, Humus’a gerçekleştirmişti.

 

Pedersen, Humus’ta Esed rejiminin Valisi’nin yanı sıra, kentteki BM ekibini ve mülteci merkezlerini ziyaret etmişti. 

Sayfa 1 / 3
Home haberler Koalisyon Haberleri Items filtered by date: Mart 2019