28 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Genel Sekreteri Nezir Hakim, Birleşmiş Milletler’in (BM) Suriye vatandaşlarının gayrimenkul mülkiyetini koruması gerektiğini söyledi. Esed rejiminin vatandaşların gayrimenkul mülkiyetlerine yönelik ihlallerinin mülkiyet hakkını açıkça ihlal ettiğini ve uluslararası 2254 sayılı kanun çerçevesindeki siyasi çözüm sürecine aykırı olduğunu belirtti.

 

Nezir Hakim’in açıklamaları, bugün, SMDK’nın toplantı sonrasında geldi. Toplantıya, SMDK Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Abdulahad Astifo, Hukuk Dairesi Başkanı Yasir Ferhan, Dernekler Dairesi Başkanı Abdulmecid Bereket ve Yardım Koordinasyon Birliği Müdürü Muhammed Hasnu katıldı.

 

Gayrimenkul mülkiyetinin korunması üzerine yoğunlaşılan toplantıda, katılımcılar, mülkiyetlerin korunmasına katkı sağlayacak bir ulusal girişim başlatılmasının önemine dikkat çekti. Esed rejiminin büyük yıkımlara sebep olan saldırıları ve 10 sayılı kanunun Suriyelilerin mülkiyetlerini tehdit ettiğinin altını çizdi.

 

Toplantı sonrası bir açıklama yapan SMDK Genel Sekreteri Hakim, planlanan ulusal girişimin Esed rejiminin Suriye’de demografik değişim oluşturm ve mülkiyet tapularında değişiklik yapma çalışmalarının engellenmesine katkı sağlayacağını belirtti.

 

Esed rejiminin mültecilerin gayrimenkullerine el koyarak, kendisine bağlı yeni yerleşimcilere devretme stratejisinin herkes tarafından bilindiğine işaret eden Hakim, Suriye’den gelen raporlarında gayrimenkullerin kanunsuz yollarla devredildiğini ortaya koyduğunu kaydetti.

 

Hakim, bu durumun mültecilerin geri dönmesine de olumsuz etki yaptığına vurgu yaptığı açıklamasında, uluslararası kanunlara göre bunun bir savaş suçu olduğunun altını çizdi. 

27 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Tutuklular ve Kayıplar için Ulusal Komisyon Başkanı Yasir Ferhan, İsviçre’nin Cenevre kentinde yürütülen, İnsan Hakları Meclisi’nin oturumlarında gerçekleştirilen tartışmalar ve incelenen belgelerin önemine vurgu yaptı.

Ferhan, yapılan tartışmaların Suriye’de sivillere yönelik işlenen savaş suçların ortaya çıkmasına önemli katkı sunacağını kaydetti.

Rejim ve destekçilerinin Suriye’de sivillere yönelik savaş suçlarını bir an önce durdurması gerektiğini söyleyen Ferhan, siyasi çözümün bir parçası olarak bu suçlarının faillerin yargılanarak cezalandırılması gerektiğini dile getirdi.

Ferhan, İnsan Hakları Meclisi bünyesinde yürütülen bu tartışmaların uluslararası mahkemeye taşınması gerektiğini söyledi.

Rejimin yerleşim alanlarını bombalayarak sivilleri öldürmeyi, hapishanelerde işkenceyi ve nedensiz tutuklamaları sürdürdüğünü vurgulayan Ferhan, ciddi bir uluslararası girişim olmadan bunları durdurmayacağını söyledi.

BM bünyesinde faaliyet gösteren İnsan Hakları Meclisi, geçtiğimiz Pazartesi günü 22 Mart’a kadar devam edecek olan oturumlarında Suriye ve diğer otuz ülkedeki insan hakları ihlallerini tartışacak.

Suriye-Avrupa Demokrasi Platformu ve Adaletsiz Barış Olmaz Organizasyonu Meclis çalışmaları marjında “Suriye’de Adaletsizlik” başlığı altında toplandı. Toplantıya Meclis’te görevli çok sayıda yönetici ve uzman katıldı.

Toplantıya katılanlar, keyfi tutuklama, işkence ve insan hakları ihlallerinin en çok Suriye’de yaşandığını, rejimin zindanlarda can verenlerin ölüm nedenlerini açıklamadığını kaydetti. Bu durumu kabul edilemez olarak niteleyerek, bu durumun Suriye’de adaletin tesisini zorlaştırdığını açıkladı.

Tutuklama ve işkencelerin rejimin stratejisi olduğunu kaydeden katılımcılar, rejimin sivilleri cezalandırarak topluma korku salmayı hedeflediğini ifade etti.

 

26 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Siyasi Kurulu Sekreteri Riyad el-Hasan, İngiltere hükümetinin terör örgütü Hizbullah’ın siyasi kanadını da terör listesine almasının memnuniyet verici olduğunu söyledi.

 

El-Hasan, konuya dair bugün yaptığı özel açıklamada, İngiltere hükümetinin Hizbullah kararının önemli bir adım olduğunu belirterek, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine de, Suriye’ye müdahale ederek bölgede kaos ve istikrarsızlığa sebep olan Hizbullah terör örgütüne karşı benzer adımlar atma çağrısı yaptı.

 

Açıklamasında, Hizbullah’ın Esed rejimine verdiği destekle rejimin Suriye’de yüzbinlerce sivili öldürmesine doğrudan katkı yaptığına değinen el-Hasan, Hizbullah’ın 2013 yılında Humus’un el-Kuseyr beldesi halkını tehcir ettiğini ve tehcirin Lübnan’da resmi görevler üstlenen Hizbullah’ın üst düzey yetkililerinin emriyle gerçekleştiğini sözlerine ekledi.

 

Uluslararası toplumun İran tarafından desteklenen terör gruplarına karşı benzer adımlar atmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayan el-Hasan, bu durumun hem bölgenin istikrarına ve hem de Suriye’de Cenevre bildirgesi ve 2554 sayılı uluslararası karar çerçevesindeki siyasi çözüme önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

 

El-Hasan, Hizbullah’ın yıllardır Suriye’deki her siyasi çözüm ve ateşkes girişimini engellediğine işaret ettiği açıklamasının sonunda, örgüt militanlarının Suriye’de savaş suçları işlemeye hala devam ettiğinin altını çizdi. 

26 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Abdurrahman Mustafa, Esed rejiminin Suriye’deki bütün siyasi çözüm fırsatlarını boşa çıkarmak için mümkün olan bütün yollara başvurmaya devam ettiğini söyledi. Rejimin İdlib’e yönelik saldırılarına dikkat çekti.

 

Mustafa, bugün, SY24 internet haber ağına verdiği röportajda, “İdlib mütabakatını kapsamlı bir siyasi çözüm için bir fırsata çevirmeye çalışıyoruz. Rejim ve destekçileri ise bunu engellemek için her yolu deniyor” deniyor.

 

Esed rejiminin bölgedeki durumun kaotik ve gerilimli olmasını istediğini belirten Mustafa, bu durumun rejimin gerilimi yüksek tutma hedeflerinden olduğunu sözlerine ekledi.

 

Röportajında, Esed rejimi ve destekçilerinin askeri çözümde direttiğine ve başarılı bir sivil girişimi engellemeye çalıştığına işaret eden Mustafa, rejimin askeri durumu iktiadarda kalmasına sebep olduğu için seçtiğinin altını çizdi.

 

Mustafa, İdlib mutabakatının çökmesi durumunda daha fazla can kaybı yaşanacağına dikkat çeken Mustafa, sözlerini şöyle noktaladı;

 

“Biz, İdlib mutabakatının çökmemesi için çalışıyoruz. Önceliğimiz sivillerin güvenliğini sağlamaktır. Rejim mütabakatı ihlal etmeye devam etmesine rağmen mütabakatın tamamen çökmesi daha büyük can kayıplarına sebep olacaktır.”

 

Öte yandan, Esed rejimi ve Rusya’ya bağlı kuvvetlerin dün, İdlib ve Hama’nın çeşitli bölgelerine yönelik düzenlediği bombardımanlar sonucunda 10 sivil yaşamını yitirmişti.

 

Aktivistlerin verdiği bilgiye göre, rejim ve Rus kuvvetlerinin dün hedef aldığı bölgelerin sayısı 36’ya yükseldi.

25 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Abdurrahman Mustafa, Esed rejimi ve Rusya’nın, Suriye, Ürdün, Irak sınır üçgeninde bulunan el-Rekban mülteci kampına yönelik kuşatmayı yoğunlaştırmasını değerlendirdi. Mustafa, rejim ve Rusya’nın kamptaki mültecilerin direnişini kırmak ve tehcir etmek için insani yardımları engellediğine işaret etti.

 

SMDK Başkanı Abdurrahman Mustafa, konuya dair bugün yaptığı açıklamada, çölde bulunan el-Rekban kampında 50 bini aşkın sivilin vahşet yaşadığını belirterek, “Rusya ve rejimin kampa uyguladığı kuşatma, dünyanın gözü önünde gerçekleşecek bir soykırımın önünü açıyor” dedi.

 

Öte yandan, insani yardım kuruluşları, dün yayınladıkları ortak bildiride, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve BM Genel Kurulu’nu, çöl arazisinde bulunan el-Rekban mülteci kampındaki sivilleri korumak için harekete geçmeye davet etti.

 

Esed rejimi, Rusya ve İran’a bağlı mezhepçi militanlara kampa yönelik kuşatmayı kaldırmaları için baskı kurulması çağrısı yapılan bildiride, Uluslararası Koalisyon Güçleri’nden de kampa insani koridor açması talep edildi.

 

Uluslararası topluma, Esed rejimine müsamaha etme suçlaması yapılan bildiride, “Dünyanın gözleri önünde kadın, çocuk ve yaşlıların ölüme terk edilmesi büyük bir utançtır” ifadeleri kullanıldı.

 

Esed rejimi, Rusya ve İran’a bağlı mezhepçi militanlar, çöl arazisinde bulunan el-Rekban kampını aylardır kuşatma altında tutarak, kampa insani yardım ulaştırılmasını engelliyor. Kampta bulunan 50 bini aşkın mülteci ise zorlu yaşam şartlarıyla mücadele ediyor.

 

SMDK, konuya ilişkin daha önce yayınladığı bir açıklamada, BM’ye kamplarda yaşayan mültecilere yardım çağrısı yaparak, Esed rejiminin el-Rekban kampına yönelik bilinçli bir aç bırakma politikası izlediğine dikkat çekmişti.

 

Uluslararası insan hakları kuruluşlarına da çağrı yapan SMDK, kamptaki sivillere ve çocuklara acilen gıda ve yakıt yardımı ulaştırmak için harekete geçmelerini istemişti.

23 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye'deki Beşşar Esed rejimi ve İran destekli terörist grupların "İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi" sınırları içerisindeki yerleşimlere düzenlediği topçu saldırılarında 5'i çocuk 6 sivil yaşamını yitirdi.

 

Esed rejimi ve İran destekli yabancı terörist gruplar, "İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi" sınırları içindeki Serakib, Han Şeyhun ve Marratinnuman ilçesi ve Hama ilindeki Latemine, Kefer Zita ilçeleri ile Gab Ovası bölgesine topçu saldırıları düzenledi.

 

İdlib Sivil Savunma (Beyaz Baretliler) Müdürü Mustafa Hac Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Rejim güçlerinin akşam saatlerinde düzenlediği saldırılarda 5'i çocuk 6 sivil yaşamını yitirdi. Çok sayıda sivil yaralandı." dedi. 

 

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), daha önce yayınladığı açıklamada, Esed rejiminin İdlib’e yönelik saldırılarını kınayarak, uluslararası toplumdan saldırıları durdurmasını talep etmişti.

 

Öte yandan, Sivil savunma kaynaklarına göre, rejim güçlerinin, "İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi"ne bu yılın başından itibaren düzenlediği hava ve kara saldırılarında en az 75 sivil hayatını kaybetti, 265'ten fazla sivil yaralandı.

 

Rejim güçleri, Türkiye ve Rusya arasında İdlib'deki ateşkesi sağlamlaştırmak için imzalanan Soçi mutabakatına rağmen saldırılarına ara vermedi. Askeri muhalifler ise 17 Eylül 2018'de imzalanan mutabakatın öngördüğü bölgeden ağır silahlarını 10 Ekim 2018'de çekmişti.

21 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Aşiret Meclisi, bugün, Halep’in kuzey kırsalındaki Azez beldesi yakınlarındaki Secu kasabasında Başkanlık Konseyi oluşturmak için toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Abdurrahman Mustafa da hazır bulundu.

 

Suriyeli aşiret ve kabilelerden önde gelenlerin de katıldığı toplantı sonunda yayınlanan açıklamada, “Katılımcılar, Suriye Aşiret Meclisi’nin Başkanlık Konseyi ve meclisin siyasi kurulunun belirlediği vizyon çerçevesinde çalışacak ofisleri belirlemiştir” denildi.

 

Açıklamaya göre, konsey bir başkan ve 3 yardımcının yanı sıra, kabilelerin temsilcilerinden oluşan 35 üyeli bir Ayan Meclisi’nden oluştu.

 

Suriye Aşiret Meclisi Başkanlığı’na Rami el-Duş seçilirken, yardımcılığına da Memduh el-Fedus, Amir el-Beşir ve Nevvaf el-Ferhan getirildi. Ayan Meclisi Başkanlığı ise Muhammed Emin el-Assani’ye verildi.

 

Toplantı sonrası twitter hesabı aracılığıyla bir açıklama yayınlayan SMDK Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Mevcut aşamada Suriye'nin toplumsal yapısı, halk ve toprak bütünlüğünün korunması noktasında aşiretlerin rolü çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

 

Açıklamasında, Suriyeli aşiretlerin rolünün güçlendirilmesine işaret eden Mustafa, “Aşiretlerin rolünün güçlendirilmesi Suriye devriminin ve özgürlük, onur talebinin gerçekleştirilmesi ile insan onuruna saygı gösteren özgür ve çoğulcu bir demokratik düzenin kurulmasına katkı sağlayacaktır” cümlelerine yer verdi.

 

Mustafa, açıklamasında, son olarak, “Önemli bir şeye dikkat çekmek istiyorum. O da şudur; eğer aşiretler olmasaydı DEAŞ'ın yenilmesi mümkün olmazdı” dedi.

 

Öte yandan, Suriye Aşiret Meclisi tarafından yayınlanan sonuç bildirgesinde, Meclis’in Suriye devriminin özgürlük ve onur ilkeleri çerçevesinde çalışacağı vurgulandı. Suriye devriminin bütün vatandaşlarına saygı duyan ve hizmet eden, insanı koruyan demokratik bir düzen kurulana kadar destekleneceği belirtildi.

 

“Suç rejimi” olarak nitelenen Esed rejiminin yıkılmasına ve Suriye halkına düşman bütün terör örgütlerinin ülkeden çıkarılmasına dek mücadelenin sürdürüleceğine dikkat çekilen açıklamada, Suriye’de demografik değişim oluşturulmasının karşısında durulacağının altı çizildi.

20 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları’nın yanı sıra, çok sayıda hukukçu, sanatçı, gazeteci, parlamenter ve aktivistin desteklediği Vicdan Hareketi, basın toplantısını bugün Haliç Kongre Merkezi’nde “Son Suriyeli kadın ve çocuk tutuklu özgür olana kadar” başlığıyla gerçekleştirdi.

 

Toplantıya katılan STK temsilcileri, aktivistler ve hukukçular, Esed rejimi hapishanelerindeki kadın ve çocuk tutukluların serbest bırakılması çağrısı yaparken, Suriye’deki savaş suçlularının geçiş sürecinin temel parçası olarak yargılanmasını talep etti.

 

İstanbul’daki Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısına, 55 ülkeden temsilci katıldı. Kongreye katılanlar arasında, İngiltere Lordlar Kamarası Üyesi Manzila Pola Uddin, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin devrimci lideri Nelson Mandela’nın torunu Nikosi Mandela ve Ekvador Milletvekili Ana Belen Marin Aguirre öne çıkan isimler oldu.

 

Türkçe, İngilizce ve Arapça metinleri okunan basın açıklamasında, Suriye’de 2011 yılından bu yana 13 bin 500’ü aşkın kadının rejim güçleri tarafından tutuklandığına dikkat çekilerek, 7 bini aşkın kadın tutuklunun hala hapishanelerde işkence altında olduğu ifade edildi. Esed rejiminin tecavüzü bir silah olarak kullandığının altı çizildi.

 

Çorbaci: “Elektrikle işkencelere maruz kaldım”

 

Basın toplantısında, Esed rejimi tarafından tutuklanarak 7 ay hapis yattıktan sonra serbest kalan Suriyeli aktivist Mecid Çorbaci de katıldı.

 

Basın açıklamasının ardından hapishanede yaşadıklarını anlatan Çorbaci, Suriye’de tutuklanmanın kaybolmak anlamına geldiğini belirterek, rejim tarafından tutuklananların akıbetinin belirsiz olduğunu ifade etti.

 

Çorbaci, konuşmasında şunları söyledi;

 

“Esed rejimi tarafından hapishanelere atıldığımızda birer rakamdan ibaret oluyoruz. Kimse nerede olduğumuzu bilmesin diye isimlerimiz kullanılmıyor. Hapishaneler hayal edilemeyecek kadar dehşet verici. Hapishanedeyken elektrik verilerek ve darp edilerek işkencelere maruz kaldım.”

 

Suriyeli aktivist, konuşmasının sonunda, Vicdan Hareketi’nin Suriye’deki bütün kadın ve çocuk tutukluların kurtarılmasına vesile olmasını umduğunu sözlerine ekledi. 

 

“Vicdan Hareketi, tutuklular konusunu dünya kamuoyunun gündemine sokmayı hedefliyor”

 

Basın toplantısının moderatörlüğünü üstlenen Vicdan Hareketi Sözcüsü Yavuz Dede ise yaptığı açılış konuşmasında, hareketin Suriye hapishanelerinde işkence ve tecavüzlere uğrayan kadın ve çocuk tutukluları dünya kamuoyunun gündemine taşımayı hedeflediğini söyledi. Bu kapsamda, Vicdan Hareketi’nin 2011’den bu yana Suriye’de tutuklanan kadın ve çocukların kurtarılması için kapsamlı bir girişim olduğunu belirtti.

 

Ferhan, “Savaş suçluları yargılanmalı”

 

Öte yandan, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Tutuklu ve Kayıp Komitesi Başkanı Yasir Ferhan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Vicdan Hareketi’ne tam destek verdiğini belirtti. Suriye’deki hapishane şartlarının hiçbir ülkeye benzemediğine işaret ederek, Esed rejimi hapishanelerinde binlerce tutuklunun vahşi işkencelere maruz kaldığını dile getirdi.

 

Kadın ve çocuklara yönelik savaş suçlarından sorumlu olanların yargılanmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayan Ferhan, bunun uluslararası kararlar çerçevesindeki siyasi çözüm sürecine büyük katkısı olacağını kaydetti.

19 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Mülteci İşleri Dairesi yetkilileri, bugün, telekonferans yöntemiyle eski Lübnan Mültecilerden Sorumlu Bakanı Muin el-Merabi ile bir toplantı düzenledi.

 

Toplantıda, başta Arsel’deki mülteci kampları olmak üzere, Lübnan’daki Suriyeli mültecilerin son durumu ele alındı.

 

SMDK Mülteci İşleri Dairesi Başkanı Emel Şeyhu, toplantıda gerçekleştirdiği konuşmada, Suriyeli mültecilerin Lübnan’da kalmaya devam etmesinin en büyük nedeninin Hizbullah’ın Suriye’de, Esed rejimi ile birlikte hareket ederek sivillere yönelik katliamlar işlemesi olduğunu söyledi. Hizbullah militanlarının Suriyeli mültecilerin yaşadığı dramın bir parçası olduğunu ifade etti.

 

Konuşmasında, Esed rejiminin devrimin başından beri İran’a bağlı terörist gruplarla yardımlaşarak Suriyelileri ülkelerinden kovmaya çabaladığını söyleyen Şeyhu, rejimin bu adımları planlı bir sürgün ve demografik değişim planı çerçevesinde attığını ve mültecileri uluslararası topluma karşı bir baskı unsuru olarak kullandığını dile getirdi.

 

Şeyhu, mültecilerin istismar edilmesini engellemek için uluslararası toplumun Lübnan ve diğer ülkelerdeki Suriyeli mültecileri koruması gerektiğine işaret ettiği konuşmasında, 2254 sayılı karar ve Cenevre bildirgesi çerçevesinde bir siyasi süreçle birlikte, mültecilere gönüllü dönüş hakkı verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

 

Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren SMDK Basın Dairesi Başkanı Ahmed Ramazan ise Suriyeli mültecilerin Lübnan’da kalıcı olmadığını ve uluslararası kararlara uygun olarak ülkelerine döneceğini dile getirdi. SMDK’nın bu durumu anlatmak için Lübnan’daki siyasi parti yetkilileri ve gazetecilerle bir toplantı yapmak istediğini ifade etti.

 

Toplantıda hazır bulunan SMDK Siyasi Kurulu Üyesi Abdulmecid Bereket ise SMDK’nın Suriyeli mültecilerin yerinin Suriye olduğuna inandığını ancak mültecilerin rejim tarafından toplu tutuklama kamplarına kapatılacak şekilde geri gönderilmesinden endişe duyduklarını belirtti. Esed rejiminin dönen mültecileri zorla askere aldığına dikkat çekti.

 

Öte yandan, toplantıda söz alan Lübnanlı eski Bakan Muin el-Merabi, Rusya tarafından Lübnan’daki mültecilerin dönüşü için hazırlanan planın mültecilerin kendi memleketlerine dönüşünü garanti altına almadığını söyledi. Bu durumun kabul edilemez olduğunu belirten Merabi, görevde olduğu süre içinde Rus yetkililerle çeşitli toplantılara katıldığını ve öne sürülen fikrin mültecilerin toplama kamplarına gönderilmesi olduğunu aktardı.

 

Mevcut durumda mültecilerin BM ölçütlerine göre geri gönderilmediğini ve onur kırıcı davranışlara maruz kaldıklarını vurgulayan Merabi, Suriye’ye dönen bazı mültecilerin vahşice öldürüldüğünü görgü tanıklarından bizzat dinlediğini sözlerine ekledi. 

19 Şubat 2019 In Koalisyon Haberleri

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinde, dün meydana gelen ve 17 sivilin ölümüne neden olan terör saldırılarını kınadı. Saldırıların bölgede kaos oluşturma hedefiyle düzenlendiğine dikkat çekerek, uluslararası topluma saldırıları kınama ve siyasi çözüm sürecini destekleme çağrısı yaptı.

 

SMDK tarafından konuya ilişkin bugün yayınlanan yazılı basın açıklamasında, İdlib’de dün meydana gelen terör saldırılarının bölgeye yeniden kaos ve savaş ortamını yerleştirmek amacı güden planlı saldırılar olduğuna dikkat çekildi.

 

Saldırıların Esed rejimi ve teröre karşı verilen savaşın aynı savaş olduğunu ortaya koyduğuna işaret edilen açıklamada, “Esed rejimi ile terör örgütleri kökten yok olmadıkça ve terörün kaynağı kurutulmadıkça son bulmayacaktır” denildi.

 

Açıklama, şu cümlelerle sürdürüldü;

 

“Uluslararası toplum, bu vahşi terör suçunu kınamak ve mümkün olan bütün vesilelerle siyasi çözüm sürecini desteklemek için hareketle geçmekle sorumludur. Terör örgütleri ve terörü besleyen Esed rejiminin yenilmesinin ve terörün her türlüsünün sonlandırılmasının tek yolu budur.”

 

Mevcut durumun uluslararası seviyede bir çözüme muhtaç olduğuna vurgu yapılan açıklamada, “Esed rejimi ve radikal örgütlerin can almaya devam ettiği bir ortamda, olayların izlenmesiyle yetinilmemelidir” cümlelerine yer verildi

 

Açıklama, “İdlib’deki terör saldırısını organize edenler, bölgede kaosu yaymaya ve siyasi çözümü olumsuz etkilemeye çalışmaktadır. Bu da, uluslararası topluma uluslararası kararları destekleyen sağlam bir tavırla cevap verme sorumluluğu yüklemektedir” ifadeleriyle sonlandırıldı.

Sayfa 1 / 3
Home haberler Koalisyon Haberleri Items filtered by date: Şubat 2019