Perşembe, 11 Eylül 2014 20:04

Suriye'nin Dostları Bize Sempati Sattı

SMDK üyesi Enver Bedir, Esed rejiminin zulümlerine maruz kalmış bir muhalif. Kendisi Esed rejimi tarafından birçok kez cezaevine hapsedilmiş ve bunlardan sonuncusu 1994 yılında yaşanmış. Enver Bedir örgüt kurmak ve Suriye rejimini devirmek ile suçlanmış. Mart ayında Suriye’de devrim patlak verdiğinde siyasi faaliyetlere katılmış, arkadaşlarıyla teşkilat faaliyetlerine başlamış ve özellikle devrimin medyada yer alması için yoğun çaba sarf etmiş.

 SMDK Medya Birimi’nin kendisi ile yaptığı bir röportajda, “Suriye’nin Dostları” ülkelerinin devrime sempati duyduğunu belirtse de aslında gerçek manada desteklemekten geri durduklarını ifade etti. Diğer taraftan Enver Bedri, Suriye içindeki muhalefetin uçuşa yasak bölgenin gerekliliği için mutabık olduğunu belirtti.

 Enver Bedir konu ile ilgili sorularımız cevaplandırdı.

 Devrim öncesi ve devrim sürecindeki hayatınız ile ilgili okuyuculara bilgi vermek istersiniz…

 Yenilgi kuşağı olarak bilinen bir dönemde 1952 senesinde doğdum ki bu kuşak Haziran yenilgisi olarak da bilinen 1967’nin hezimeti öncesi yapılan hazırlıklar sırasında gözlerini açmıştı. İlk olarak liderlerimiz Filistinli örgütler içerisinde etkin olmaya başladı. Daha sonra Suriye muhalefeti dahilinde çeşitli akımlar ve farklı deneyimler içerisinde yer aldı. Nihayetinde 1976’da ilk olarak tutuklandım. Bu deneyimim 1986’ya kadar üç kez tekrarlandı. 1994’de Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 12 yıl hapse çarptırıldım. Bana yöneltilen suçlama ise devrim amaçlı örgüt kurmam ve rejimi devirmeye çalışmaktı. 1999 senesinin ilk ayında hapishaneden çıktım. 2011 Mart ayında Suriye devriminin başlaması ile bu güzel rüyaya katılmak için adım attık. Geçmişte yaptığımız yardım faaliyetlerinin ve siyasi çalışmaların bizim için büyük bir önemi vardı. Daha çok devimde medyanın etkin bir şekilde kullanılması üzerinde durduk. Ve aylık elektronik olarak yayınlanan “Medya Kulübü” dergisinin editörlüğünü yapmakla şerefine nail oldum. Ardından “Alternatif” elektronik dergi yayına başladı. Biz haftalık olarak yayınlanan ve kaynak bulamadığımız için bu yıl Nisan ayında yayını duran “Hürriyet” dergisini çıkardık. Siyasi olarak biz “vatandaşlık akımını” kurduk ki bu akım Suriye Muhalif ve Devrimci Koalisyon’un temellerini attı. 2012’de Kahire’de bir toplantı yapıldı Suriye muhalefetinin siyasi yol haritası çizilmiş oldu. 2013 senesine kadar da Suriye’den çıkmadım. 

 Uluslararası camianın Suriye devrimine yönelik vurdumduymaz tavrı ile ilgili ne düşünüyorsunuz? IŞİD’e karşı ortak bir duruş var mı?

 Suriye devrimi başladığından beri, Esed rejimini hızlı bir şekilde devirme imkanı sunacak, Mısır ve Tunus’ta vuku bulan Arap Baharı deneyiminden kalan birçok tecrübe vardı. Suriye yönetiminin gizliliğinden dolayı bazı zorluklar hissediyorduk. Ayrıca Esed rejiminin dostlarını da itiraf etmeliyim. Özellikle İran ve Rusya, Suriye topraklarında kendi çıkarlarını ve stratejilerini korumak için savaşıyorlar. Uluslararası toplum Suriye devrimine sempati ile baktı ancak ne yazık ki gerçek manada desteklemedi. Fesad ve tiranlığa bulaşmış Esed rejiminin düşmesi için çabalamadı. “Suriye Devriminin Dostları”, gerçek desteğini medyada gösterdi. 130’dan fazla ülkenin SMDK’yı siyasi olarak tanıdığı söyleniyor ancak bu yasal olarak bir konum kazanmadı. Dikkat edilirse ABD Başkanı Barak Obama’nın stratejisi esas olarak olaylara müdahale etmemektir. Barak Obama, askerlerinin Suriye’de yeni bir savaşa girmesini istemiyor. Bununla birlikte biz Esed rejimine karşı herhangi bir dış müdahaleyi istemiyoruz. Bizim istediğimiz insanlığa karşı suç işleyen böyle bir sistemin uluslararası toplum tarafından cezalandırılması, sivillerin korunması ve rejimini yok etmek için Özgür Suriye Ordusu’nun özellikle füzeler ile desteklenmesidir. Ancak Batı silahların aşırı uçların eline düşmesinden çekinmektedir. Devrimin ilk yıllarından 2013’e kadar Suriyeli direnişçiler Esed’e karşı mücadele ediyordu. Ancak Maliki ve Esed’in IŞİD’i desteklemesi örgütün gücünü arttırdı. Özellikle petrol kaynaklarının örgütün elinde olması ve rejimin örgütten petrol alması bölgede terörizmi güçlendirdi.

 Lübnan’daki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sığınmacıların, Lübnan’ı terk etmeleri çağrılarına bakışınız ve çözüm sizce nedir?

 Olayların başladığı günden buyana Hizbullah terör örgütünün olaylarda parmağı vardı. Nasrallah ve İranlılar Suriye devrimini boğmak için yürütülen komplonun bir parçası.

Sorun aslında Hizbullah’ın kutsal yerleri koruma bahanesi ile Pers çıkarlarını amacıyla Suriye’ye girmesi ve oradaki halkı öldürmesi ile başladı. Hizbullah Suriyelileri öldürmek için Esed rejiminin yanında yer aldı ve Lübnan içinde ve dışında yaşadıkları bölgeleri talan etti. Biz basından beri Lübnanlı olsun veya olmasın her türlü fitneye karşıyız. Ancak mezhepçi milisler, Lübnan’ı mezhep çatışmalarına sürüklemek için bir tehdittir. Lübnan’da bir milyondan fazla Suriyeli mülteci var ve bu gerçeği görmek gerekir. Lübnan’daki durum insani bir meseledir. Lübnan devleti kendi vatandaşının ve Suriyelilerin can güvenliğini uluslararası norm ve yasalar çerçevesinde korumak durumundadır.

 Bir yıldan fazla süredir SMDK, milli menfaatlerimiz adına Suriye halkının özgürlük ve onurunu korumak, rejimi devirmek ve demokratik, sivil bir devlet kurmak için çabalamaktadır. Ayrıca farklı askeri güçleri birleştirip birleşik bir ulusal güç oluşturma amacındadır.

 Suriye içinde SMDK’nın dönüşümü ile ilgili ne düşünüyorsunuz, uygulaması gerekenler nelerdir?

 SMDK’nın Suriye topraklarındaki faaliyetleri Suriyeli muhalif güçlerin birleşmesi açısından önem teşkil ediyor. Ancak bu durum siyasi ve askeri strateji olmaksızın elde edilemez. Bu bizi Suriye devriminin birleştirilmesi konusunu konuşmamıza geri getiriyor. Ancak bütün bu çabaların başarıya ulaşması, uçuşa yasak bölge ilan edilmesiyle yakından ilgilidir. O nedenle bu yönde atılacak adımlar oldukça önemlidir.

 

Home